Hz. Muhammed (sav) 'e Bir Mektup...

Esselatu vesselamu aleyke ya Rasulullah

Hiçim...

Cüretim de yok aslında yazmaya iliklerim sicim sicim, ayrık ayrık sanki hücrelerim titriyor ellerim yazarken, karanlığa gömülü bir dünyanın türküsünde oysa şimdi ümmetin.Birlik yok, nefis vur dedikçe kamçılıyor müslüman müslümanı, dirlik namına elde kalan bir sen, dillerde bir senin ismin var, Muhammed (sav) diyince susuyor bütün rezaleti dünyanın, Muhammed (sav) diyince dünyaya, bir tek o zaman ma'nalanıyor ümmetin...



Bir rüzigarın dilinden sana seslenişim ya Rasulullah;

Hani sen taife gitmiştin tebliğ etmek için islam'ı. Seni taşlamışlardı nasipsizler. Seni anlayamamış, idrak edememişlerdi. Hani ayağını kanatmışlardı ya. İşte o zaman bir taşın feryadına şahid oldum. Ey rüzigar diyordu bana, ne olur savur beni bir başka yöne. Degmeyeyim güllerin efendisine. Bak değersem kanatacağım ayağını. Değersem zarar vereceğim efendiler efendisine. Ne olur ey rüzigar diyordu. Savur beni, savur beni başka diyarlara. Değmeyeyim, değersem kanatacağım efendiler efendisini...



Bir ağacın dilinden şimdi sana seslenişim;

Sen gideli çok olmamıştı aslında, sen gittiğinde üzerimize çöken mahzunluk hala taptazeydi. Yaralar kan kırmızı akmaya devam ediyordu. Senin için getirilen salavatlar, sana okunan şiirler ve naatlar yeri göğü inletiyordu. Birden nuru belirdi Huseyinin karsı tepeden. Seni görememiştim belki ama bu gelen senin kanından bir kan, senin canından bir can olan, küçükken devamlı şakalaştıgın, en sevdiğin hüseyinin, hüseyin canındı. Bir mutluluk kaptı o an bütün vadiyi. Bu mutluluk uzun sürmedi lakin. Birden etrafını sardılar Huseyin canın ve alinin. Kuşattı bir kaç kendini bilmez munafık Huseynimin etrafını. Senin kanından, senin canından, senin alinden, senin ashabından olan huseyinin ile alay ediyorlardı. Günler geçti bu kuşatma altında. Can hüseyin susuz, can hüseyin ağlamaklı fesadından ümmetin. O an yeryüzündeki bütün sular orda olmayı diledi. Çığlıkları okyanusların dağları sarstı. Çaresiz kuşandı kılıcını can hüseyin ve şehadete doğru korkusuzca attı adımlarını. Ya Rasulullah,o an bütün dallarımın birer ok olup düşmana saplanmasını ne çok dilemiştim. Ne çok istemiştim can hüseynime kalkan olmayı. O gün bu gundur kan ağlıyorum çaresiz. O olaya şahid olmak ne zor imiş. Ne zor imiş alışamamak gözlerimin önünde kayboluşuna hüseynin...



Yorgunum Ya Rasulullah, bitkinim, bittim...

İsterim ki destanı bi daha yazılsın bedrin. Kur'an yine şahlansın bu şanlı direnişte. İslama kansın susamış bedenlerimiz. Yer gök titresin yola çıktığımız zaman yoketmek için tağutu. İlk defa bu kadar manalı olsun gelişimiz dünyaya, tıpkı ilk defa bu kadar manalandıgı gibi kelimelerin, sadece ama sadece sana yazıldıkları için...

Utancımızı gizlemek zor size yazarken. Zira emanetinize sahip çıkamadık gerçek manasıyla. Tam anlamıyla olamadık ümmet Ya Rasulullah sana...

Cüretim de yok ki sana yazmaya, kimim ki ben, bu harfler laik mi ki sana ?

Gözlerim bir kapanışın arefesinde şimdi. Sana vuslat için şehadeti arzuluyor. Dünyadan götürmek istediğim var gelirken yanına. Senin için dile gelen salavatlar, naatlar, şiirlerim var Ya Nebi ! Olmasa da laiki ile sana, olamasak da ummet laiki ile en güzel gülüne kainatın. Bir garibin dilinden kabul eyle seslenişimi. Bir garibin dilinden kabul eyle kendime bu serzenişimi…

Yağmur yağmur çiseliyor sevdan yüreğimde. Size anlatmak istediklerim o kadar çok ki. Bir Filistinli çocuğun dili olmak, zulüm altındaki bir turkistanlının yüreği olmak. Ama yapamadık Ya Rasulullah, kardeş olamadık birbirimize. Nisyan batağı mıknatıs gibi çekti bizi kendine senden sonra. Hepsi senden sonraydı. Ayrılıklar, yalanlar, fitneler, düşkünlükler, kırgınlıklar,kötülüğe gebe her şey senden sonraydı.

Sen gittikten sonra öldüğüne inanmamıştı ashabın. Kimse inanmıyordu zaten ayrıldığına bu alemden. Senin ahrete hicretin hiçbir hicret kadar sarsmamıstı, düşündürmemişti bu ümmeti. Ne Mekkeden Medineye hicretin, Ne de Habeşe gizli bir yolculuğu ümmetin…

Suskunum, sustum
Bitkinim, bittim
Kerbela kadar hüzünlü
Taif kadar mahcub
Medine kadar hasret dolu
Mekke kadar üzgünüm şimdi…

Kelamımı affeyle, sana yazdığım için affeyle beni Ya Rasulullah. Hepsi seni sevdiğim için. Hepsi bu seslenişi artık içimde daha fazla tutamadığım için…

Allah’a laik kul
Sana laik Ümmet
Üstadlara laik evlat olamasamda bil ki
Bil ki ya Rasulullah Seni çok seviyorum
Ve bu mektub sevdamın bir dilekçesi sana
Bu harfler gözyaşlarımın tek şahidi şimdi.

Bir hiç olsam da
Seni seviyorum…
Hiçliğimle kabul edeceğini biliyorum çünki beni ümmetine
Hiç te olsam
Seviyorum seni…

Harflerimi bağışla, sevdamı mazur gör, ümmetine hoş gör bizi… 

Esselatu Vesselamu Aleyku Ya Rasulullah…

 

Minare...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !